Ana içeriğe atla

Kayıtlar

eski hayatlar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

iyi ki doğdun kardeşim

sabah melekle mesajlaşıyoruz, sahi senin bugün doğum günün, iyi ki doğdun canım kardeşim seni çok seviyorum dedim.. her sabah işe giderken yazışırız, istanbul-trabzon hattı üzerinden.. kaç oldun dedim?  26 deyince bi buruk oldum, bi üzüldüm nedense.. aramızda iki yaş var ama benden küçük olduğu için,  o benim gözümde hala küçük kız kardeşim ve 26 gözüme çok geldi :( küçükken 30 yaşına girenlere acayip büyük  adamlar ve kadınlar gözüyle bakardım.. şimdi merdiven dayadık otuzlu yaşlara.. ama ben eski ben gibi hissediyorum.. yaş ilerlemiş olabilir ama çocukluk yılları sanki dünmüş gibi gözümün önündeler.. annem gece vardiyasında çalıştığı zaman melekle pasta yapmaya kalkışırdık mesela.. o keki hiç bir zaman kabartamazdım, şimdiki keklerim gibi olmazdı.. sonradan anladım ki malzemeyi kıt koyduğum için olmazdı keklerim..  3 yumurta koyarsak annem kızabilir 2 yumurta koyayım derdik hep.. davul fırınımız vardı bir de.. bir gün kurabiye...

insan..

insan.. her insan dünyanın sonunu göreceğini düşünür... bir anda ortaya çıkıyor ve ortadan kayboluyoruz... tıpkı güneşin doğuşu ve batışı gibi... gelip geçici her şey gibi... tıpkı hayatımız gibi... bizler de ortaya çıkıyor ve kayboluyoruz... birileri için çok önemli olsak da bu dünyadan geçip gidiyoruz...

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi. Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını. Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin iç...

2 ekmek 1 süt bakkal amca..

nerde o eski bakkalar diye söze başlamıyacam korkmayın , çağa ayak uydurmak gerektiğini düşünenlerdenim ben de.. marketlerde her istediğimizi yavaş yavaş arabalarımızla rahatça tek seferde alıp çıkabiliyoruz, indirim günlerinden yararlanabiliyoruz, sebzesinden, meyvesinden, deterjanından her çeşit markayı bulabiliyoruz, ama o eski bakkal amcaların yerini hiç birinin tutmadığı gerçeğini de kabul ediyoruz.. paranız çıkışmadığında kalsın yarın verirsin diyen bir market henüz görmedim.. taşıyamıyorsan bizim çıkak yardımcı olsun diyen bir markette yok sanırım.. en önemlisi yukardan sepeti uzattıp , 2 ekmek 1 süt marketçi kardeş diyen teyzeler de yok.. tek tük mahalle aralarında kalmış, batmamaya çalışan bakkallar var sadece .. o koca marketlerin karşısında samimiyetleriyle, sohbetleriyle, güler yüzleriyle ayakta durmaya çalışıyorlar.. ne kadar ömürleri kaldığını her gün merak ede ede yaşıyorlar..

Bir küçük sohbet

yapmadığım bir şey yaptım bugün, önünden geçerken bi anda içeri daldım kermes salonunun.. tabak çanak, masa örtüleri,  çocuk oyuncakları,kitaplar ve yemekler.. bakındım biraz ama alıp da kullanabileceğim bişi bulamadım, mis gibi gözleme kokuyordu salon.. aldım bi masaya oturdum, birazdan çarçaflı bi teyze oturdu yanıma selam verdi hızlı hızlı yemeye başladı.. utana sıkıla gözümün içine bakındı, 'kızlarım da çok kızıyor bana ama ne yapayım biz sizin gibi rahat yetişmedik yavrum, dışarda çekiniyorum yemek yemeye' dedi..tabi doğrudur teyzecim dedim, annem de anlatıyor eskiden kızları tek başına çarşıya pazara bile göndermezlermiş kaldı ki masada oturup yemek yiyecekler.. evet kızım dedi ama ben ne yaşadıysam kızlarıma bunları hiç yaşatmadım, istediklerini yaptılar, okudular, gezdiler..  düşünüyorum da ne güzel zamanda dünyaya gelmişiz! o sıcak savaşların olduğu kurtuluş savaşı zamanlarını düşünün, ne sıkıntılı zamanlarmış.. sonra elektriğin, tele...