Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Öne Çıkan Yayın

zenginlik nedir?

zenginlik nedir?
zenginlik, sabahları bir poğaça, bir simit yiyebilmektir..
zenginlik, merdivenleri yardımsız çıkabilmektir..
pencereden bakıp, yoldan geçenleri görebilmektir..
her akşam kendi kapını kapatabilmektir..
saçının okşanmasıdır..
kolundaki saatin geleceği göstermesidir..
bir sonraki hafta için plan yapabilmektir..
güzel günleri bekleyebilmektir..
bazen bir tabak makarnadır..
bazen iki domates ve bir taze ekmektir..
kendine inanabilmektir..
zenginlik varlığından mutluluk duyabildiğin herşeydir..
şükürlerle dolu bir haftasonu diliyorum :)
haftasonu tatlısız geçmez malum,  bu haftanın tatlısı cheesecake olsun..
kışın bolca limonlu cheesecake yapmıştım çileklisini ilk kez denedim..
bazı püf noktalarına dikkat ettiğinizde yeterince lezzetli bir cheesecake yapabilirsiniz..
ben genelde bir kaç tarif okuyorum , tariflerin beğendiğim kısımlarını birleştirip kendi kekimi yapıyorum :)
o yüzden tarifi daha usta bloglardan araştırarak öğrenin siz..
mutlu geçsin haftanız :)






En son yayınlar

Prima ve Minies Bebek Bezi Karşılaştırması?

market poşetleri kadar ses getirmese de, prima bebek bezlerindeki fiyat artışı herkesin bütçesini yerle bir etti diyebiliriz.. bir kaç aydır ardı arkası kesilmeyen zamlar, doların artışı derken, yiyecek, giyecek, yakacak herşey ateş pahası oldu.. oğlum doğduğundan beri prima kullanıyordum.. inceliği, esnekliği, yumuşaklığı herşeyinden memnun kaldım.. şimdi 2 yaşa girmek üzereyken bebek bezini değiştirme kararı aldık.. sebebi tabiki fiyatların 2 katına çıkmış olması.. 45 liraya aldığımız bu yukardaki paket şuan 90 lira? tabi kampanyaları ve fırsat  paketlerini takip ederseniz bu fiyata alabilirsiniz. daha önce akrabalarımda sleepy ve canbebe kullananlar vardı, nasıl olduklarını merak edip bir iki tane onlardan alıp kullanmıştık.. ama ikisi de kalın ve sert gelmişti bana.. o kalın bezler doldukça öyle ağırlaşmıştı ki kesinlikle bezimi değişmem, ben primadan çok memnunum diyordum ki, minies ile karşılaştık.. minies sadece migroslarda satılan migrosun kendi bezi.. ve yukardaki paketin fi…

bir yılda 3. bakıcıya merhaba!

neden eskisi gibi yazmıyorsun diyorlar?
tam düzlüğe çıktık dediğimizde hayat yolumuza yeni yeni kayalar atıyor.. mesele oğlum olunca elim ayağım kilitleniyor, hayatımın akışı duruyor resmen.. bir yılda üç bakıcı değiştirmek zorunda kaldık.. çocuğum anne kokusuna hasret büyürken onu farklı farklı kadınların eline bırakıp çıkmak! vicdanım paramparça işe gelirken bütün gün aklımı evde bırakmak beni bir hayli yıprattı.
tanımadığım insanların gözünde samimiyet ve Allah korkusu aradım..
Allah korkusu olan birisi bana göre bir bebeğe, bir yavruya kötü bir şey yapamazdı çünkü..
çocuğuma iş gözüyle değil de severek bakabilecek birini istiyordum sadece..
ilk bakıcımız üst komşumuzdu ve bir kat aşağı inerek 5 ay oğluma baktı.. tek istediğim çocuğumu yedirmesi uyutması ve oyun oynamasıydı.. hem bakıcının hem oğlumun yemeğini ben hazırlıyordum zaten.. bir kaç ay geçtikten sonra bütün gün evin içinde durmaktan sıkıldığını dile getirmeye başladı.. derken annesi vefat edince memleketine gitti ve dön…

iyi ki doğdun kardeşim

sabah melekle mesajlaşıyoruz, sahi senin bugün doğum günün, iyi ki doğdun canım kardeşim seni çok seviyorum dedim.. her sabah işe giderken yazışırız, istanbul-trabzon hattı üzerinden.. kaç oldun dedim?  26 deyince bi buruk oldum, bi üzüldüm nedense.. aramızda iki yaş var ama benden küçük olduğu için,  o benim gözümde hala küçük kız kardeşim ve 26 gözüme çok geldi :( küçükken 30 yaşına girenlere acayip büyük  adamlar ve kadınlar gözüyle bakardım.. şimdi merdiven dayadık otuzlu yaşlara.. ama ben eski ben gibi hissediyorum.. yaş ilerlemiş olabilir ama çocukluk yılları sanki dünmüş gibi gözümün önündeler.. annem gece vardiyasında çalıştığı zaman melekle pasta yapmaya kalkışırdık mesela.. o keki hiç bir zaman kabartamazdım, şimdiki keklerim gibi olmazdı.. sonradan anladım ki malzemeyi kıt koyduğum için olmazdı keklerim..  3 yumurta koyarsak annem kızabilir 2 yumurta koyayım derdik hep.. davul fırınımız vardı bir de.. bir gün kurabiye tepsisini fırından alırken elim yandı ve tepsiyi halını…

Lucy, Film Tavsiyesi

çocuklu evde film izlemek neredeyse bir hayalmiş meğersem.. 1 yıldır ne sinema ne evde kesintisiz film izleyemiyoruz.. şimdi ufaktan anne-baba saatlerimizi film izleyerek değerlendirmeye çalışıyoruz eşimle.. film aksiyon ve heyecanlı olmazsa ben anında uyuyup kalıyorum :) o yüzden seçtiğimiz filmlere dikkat ediyoruz.. en son "LUCY" filmini izledik.. hem düşündüren hem heyecanlandıran bir filmmiş.. insanlar beyninin %10 luk kısmını kullanırken, beynini en iyi kullanan %20 ile yunuslarmış.. film bir yandan böyle bilgiler verirken bir yandan da, -eğer beynimizi daha fazla oranda kullanabilseydik neler yapabilirdik? sorusunun cevaplarını veriyor.. bir solukta izledik ve beğendik filmi.. Lucy 2 de bu sene vizyona girmiş yurt dışında.. en kısa zamanda ikincisini de izleriz inşallah ;)

alan adımı değiştirdim?

Merhaba,
Yıllardır kullandığım blog alan adımı ani bir kararla değiştirdim.. eski adım benimistanbulum-ella.blogspot.com hem çok uzun hem de saçmaydı.. blog açarken çok tecrübesiz ve deneme amaçlı böyle bir isim almıştım.. blog dünyasında bu kadar uzun süre kalacağımı düşünmüyordum ama burayı çok sevdim.. ama alan adımın blogumla alakalı olmamasına üzülüyordum.. küçük hanımın güncesi çok fazla türkçe karakter içerdiği için kucukhaniminguncesi.blogspot.com yani, bunu da almak istemedim.. burada evimden ve hayatımdan bahsettiğim için merveninevi.blogspot.com olmasını istedim.. hem kısa hem anlamlı hem türkçe karakter içermiyor.. ama şuanda google beni tanımıyor ve google'da arama moturunda blog yazılarım çıkmıyor.. iyi mi ettim kötü mü bilmiyorum.. bu tanıma işi biraz zaman alacak sanırım.. inşallah pişman olmam..

kırk uçurma sepeti nasıl hazırlanır :)

Ben bir keresinde kırk annesi olmuştum :) kırkı çıkan Güneş kıza adı gibi sıcacık bir sepet hazırlamıştım.. bebekler doğduktan sonraki 40 gün boyunca kendilerini anne karnında gibi hissederlermiş.. kırk gün hem anne hem de bebeğin toparlanması için dikkat edilmesi gereken bir süredir.. bu süreci atlatan anne ve bebeğin kırkıncı günlerini bazı seramonilerle kutlamaları, kırk uçurma, kırklama, kırk çıkarma diye geçmektedir.. kırkıncı gün kendi evinde banyosu yaptırılan bebek ise ev gezmesine götürülür.. gidilen evde de ufak çaplı hediyeler hazırlanır ve kırk uçurma tamamlanır.. ben de böyle bir sepet hazırlayarak elimden geldiğince merasime destek olmaya çalıştım :) sepeti ve minik keseleri eminönünden alıp kurdeleyle süsledim.. keselerin içine yumurta, pirinç, şeker, tuz gibi şeyler koyup, ne anlama geldiklerini bilgisayarda yazıp çıktı aldım ve keselere zımbaladım.. iyi kalpli olsun diye pamuk,
 tok gözlü olsun diye yumurta, bol kazançlı bir hayatı olsun diye bozuk para,
hayatının ta…

4. yıldönümü hikayesi :)

az önce bir kaç kez 1. evlilik yıl yıldönümü yazımı okudum şuradan :) bir yıllık evliliğim hakkında neler yazmışım :) bir de sonuna eklemişim, çocuk olunca bu günlerimi arayacağım diye :D vallahi şu fotoğrafa bakıyorum şimdi,  çocukla geçen bir sene on seneye bedelmiş gibi geliyor.. bu kadar yoğun duygularla ve hareketli geçen bir senem daha olmamıştı :) çocuk sahibi olmak dünyanın en en güzel duygusu olabilir.. bir yandan da çalışan anne olmanın zorluğunu, sonuna kadar yaşadığım bir yıl oldu. eşiniz size ne kadar destekçi olursa olsun, hem işe gidip hem bir ev hanımı gibi yemeğini temizliğini yetiştirmek.. akşama kadar bebeğinin kokusu burnunda eve gideceğin saati beklemek.. çocuk akşama kadar evde sıkılmıştır deyip o yorgun halinle iş çıkışı parklarda dolaşmak.. ara sıra kapınızı çalan hastalıklarla Allahım çocuğum değil ben hasta olayım diye dualar etmek.. hayatımıza giren "bakıcı"  kavramına alışmaya çalışırken bakıcı değiştirmek zorunda kalmak.. bütün bunlar olurken ev…