Ana içeriğe atla

ee artık bayramı hakettik değilmi ?

sizin evinizde de koltuk örtüleri kalktı mı, anneniz baklava börek açıp kimse ellemesin yemesin diye evdeki gizli bölmelere sakladı mı, eviniz dip bucak temizlenip, koltuktaki minderleri bozanı haşlarım diyen oldu mu?
sakin olun ve elinizdeki mousu yavaşça yere bırakın, telaşlanmaya mahal yok klasik bayram öncesi hepimizin evinde olan olağan şeyler bunlar :) bize normal geliyor tabi bir amerikalıya anlatsan bunları hiç bişi anlamaz 'i dont understand mannn! what's up guy?' der dime.. bilmem der herhalde.
 geçen seneki Ramazan bayramını work&travel için gittiğim amerikada geçirmiştim hani..bir ay boyunca neden yemek yemediğimizi anlamadılar tabi, anlatsak da anlamadılar, Ramazanın ne olduğunu bilmiyorlar, orucu ibadet olarak değil insana yapılan işkence gibi görüyordu Betsy mesela :) Her gün yanıma gelip iyi misin, yardım edeyim mi, ben asla aç duramam, yemek yemeyi çok seviyorum diyordu.. ben de garibim o yetersiz ingilizcemle bunu yapmaktan mutluluk duyduğumu anlatmaya çalışıyordum..
bir ay sonunda bayram için bir gün izin alıp gezelim dedik kuzenimle, resepsiyondaki Liz çok seviyordu bizi, biz bir gün izin aldık diyince neden dedi? hani bir ay yemek yemedik ya dedim, artık bitti bunu kutlayacağız dedim, ülkemizde şuanda heryer tatilde dedim.. tabi bayramın ing karşılığı olmadığı için celebrete diye çevirdim.. tatlım benim ya hemen bi sevinçle atılıp woow ,party, dance, drink ! super. demez mi :) biz selcanla yerlere yattık gülmekten o anda :) bir aydır aç duruyoruz bir de içerek kutlamasını mı yapıcaz diye diye gülmeye devam ettik..
ne kadar şanslıyız ki Müslüman topraklarda hem de Türk olarak doğduk, yaşıyoruz.. ne kadar özenti millet olsakta bizim gibi bir milletin dünyada eşi benzeri yok bunu anladım.. bu kadar birbirine bağlı, geleneklerine sahip çıkan, hem dini hem resmi bayramlarını hep birlikte kutlayan yok yani bence yok !
Bayramlar ailenin, sevdiklerin, anne babanın yanında geçiriline bayram olur ! diyenlerdenim ben de.. Türksel kedi olalı bi fare tuttu da ilk defa kendi hayrına olmayan bi reklam yaptı ya hani, 'sarılmak konuşmanın yerini tutmazzzz !' aynen öyle..sevdiklerinize sıkı sıkı sarılın, nerden bilebiliriz ki bu bayram son bayramımız olmayacak..
Hepinizin bayramını canı gönülden kutlarım, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden, yaşıtlarımın yanaklarından öperim :)

Yorumlar

  1. Ne kadar şükretsek az, orucu anlamayanlarla aramızdaki fark adına. Ve bizim anlayamadığımız derin duyuşları olan Allah dostlarıyla aramızdaki farkı nasıl azaltabiliriz diye ne kadar dua etsek az.
    Hakedenlere iyi bayramlar, inşallah hakedenlerden olmak duasıyla.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Peçete Katlama Teknikleri

bir kadını en mutlu eden şeylerden birisi de yaptığı yemeklerin beğenilmesidir.. mesela ben, yemeğe başladığımızda eşimin suratına bakarım hemen :) ifadesinden ya da iştahla yemesinden -heh beğendi, diye bir ohh çeker devam ederim yemeğe :) yemeklerden ziyade sofranın cicili bicili süslenmesi de o yemeklerin iştahla yenmesine yardımcı oluyor bence.. illaki pahalı runner, amerikan servisi alacaksınız diye bir şey yok.. elinizde olan malzemeler ve çiçeklerle de sofranızı renklendirebilirsiniz.. genelde kağıt peçete kullanıyorum ben,  kağıt olsun kumaş olsun basit hareketlerle peçetelere değişik şekiller verebiliyoruz.. en azından bu posttan sonra ben daha çok özen göstereceğim :) işte bir kaç peçete katlama tekniği.. hangisi kolayınıza gelirse artık.. *fotoğraflar alıntıdır: pintereset.com

Bir bardak çayın hikayesi..

Kaynana alt demlik gibidir, kaynadıkça fokurdar durur... Gelin üst demlik gibidir, alt demlik kaynadıkça yukarda demlenir durur.. Damat çay bardağı gibidir, biraz kaynana doldurur biraz gelin.. Kaynata çay tabağı gibidir, dökülenleri toplar.. Görümce çay kaşığı gibidir, ara sıra gelir karıştırır gider.. Çocuklar ise şeker gibidir, çayın tadına tat katar, yüzleri gülümsetir.. Kısaca bir bardak çay aile demektir :) *** Karadenizde anlatılan meşhur  hikayeyi bilmeyen yoktur sanırım.. çocukken hayranlıkla dinlerdim çok hoşuma giderdi.. bilmiyorum ne kadar doğru ne kadar yanlış ama şuanda benim için pek geçerli değil bu hikaye.. eskidendi böyle kaynana gelin muhabbetleri.. gelin aldık demek temizlikçi aldık demekti, gelin aldık demek aşçı aldık demekti, gelin aldık demek hizmetçi aldık demekti yalan mı? eski gelinleri az oturup dinleyin hiç biri güzel şeyler anlatmıyor.. ara sıra bana soruyorlar nasıl alışabildin mi evliliğe diye? tabi çok iyiyim , mutluyum diyorum.. güzel

Annemin evine giderken, annemin evinden dönerken :)

derler ki; şanslı annelerin ilk çocukları kız olur, daha şanslı annelerin ikinci çocukları da kız olur ^_^ biz iki kız kardeş olduğumuza göre benim annem çok şanslı oluyor bu durumda :D bir de kendine sormak lazım tabi.. evlendik ev boşaldı rahatladım sanmayın diyor annem, şimdi daha çok aklım sizde kalıyor.. bir kişi gittiniz evden iki, üç kişi olarak geliyorsunuz şimdi daha kalabalık oldu ailemiz.. ben acırım yavruma yavrum acır yavrusuna diyor.. o yüzdendir sanırım anneme ne zaman gitsem boş valizle gidip, dolu dolu valizlerle dönerim evime.. istanbulda sanki patates yok anne diyorum, köy patatesi gibi olmaz diyor.. istanbulda sanki turşu yok anne diyorum, ev yapımı gibi olmaz diyor.. istanbulda sanki peynir yok anne diyorum, bizim peynirimiz gibi olamaz diyor.. öğrenciyken valizime köy yumurtası koymaya kalkmıştı zor engel olmuştum :) o yüzdendir ki ne kadar büyüsek de biz annelerimizin gözünde hala bebeğiz.. evlensek de.. anne olsak da.. verdikçe içi rahatlıyor..