Ana içeriğe atla

Kalandar Gecesi Trabzon'da Yılbaşı :)

Bu gece Kalandar gecesi ve yarın da Kalandar yani eski adıyla Ocak ayının ilk günü Rumi takvime göre tabi :)
Bu gece köyün bütün evleri dolaşılır ve kapılardan içeri bir ipe torba bağlanarak atılır, torbaların içine ev sahibi tarafından fındık, elma, şeker gibi şeyler koyulduktan sonra ip çekilerek torba geri alınırmış. tabii ki bazı zamanlarda torbadan kedi çıktığı da olur :) bu işi daha çok çocuklar yapar, şöyle de bir tekerleme söylerler:
gece geldik kapınıza
selâm verdik yapınıza
eğer fındık vermezseniz
daha gelmeyiz kapınıza...

garlanguş yuva yapar
ağacun doruğunda
vay ossun bekarlara
kalandar soğuğunda...
 
ben de çıkardım eskiden yani çooookk eskiden :D aklıma geldikçe gülmekten alamıyoum kendimi ben ki bu kadar utangaç insan gidip gece gece komşuların evlerinin kapılarını gizlice çalıp meyve,şeker toplardım :D bu gece Trabzon'da olsam şimdiye çoktan kapımıza 2-3 torba atılmış olurdu...

Yorumlar

  1. :)))
    çok şekerdir karadeniz algıları, alışkanlıkları ve adetleri...
    güzel anılar .

    YanıtlaSil
  2. Merve'cim "Kalanadar"ı 0cak ayının 14ü olarak biliyordum, Rumi takvime göre ocak ayının ilk günü olduğundan etkinliklerin o zaman yapıldığını anımsıyorum.

    YanıtlaSil
  3. her bölgenin kendine özgü adetleri oluyor da bizim karadeniz insanı zaten komik bir de böyle şeylerle iyice şenleniyor bazı günler :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir bardak çayın hikayesi..

Kaynana alt demlik gibidir, kaynadıkça fokurdar durur... Gelin üst demlik gibidir, alt demlik kaynadıkça yukarda demlenir durur.. Damat çay bardağı gibidir, biraz kaynana doldurur biraz gelin.. Kaynata çay tabağı gibidir, dökülenleri toplar.. Görümce çay kaşığı gibidir, ara sıra gelir karıştırır gider.. Çocuklar ise şeker gibidir, çayın tadına tat katar, yüzleri gülümsetir.. Kısaca bir bardak çay aile demektir :) *** Karadenizde anlatılan meşhur  hikayeyi bilmeyen yoktur sanırım.. çocukken hayranlıkla dinlerdim çok hoşuma giderdi.. bilmiyorum ne kadar doğru ne kadar yanlış ama şuanda benim için pek geçerli değil bu hikaye.. eskidendi böyle kaynana gelin muhabbetleri.. gelin aldık demek temizlikçi aldık demekti, gelin aldık demek aşçı aldık demekti, gelin aldık demek hizmetçi aldık demekti yalan mı? eski gelinleri az oturup dinleyin hiç biri güzel şeyler anlatmıyor.. ara sıra bana soruyorlar nasıl alışabildin mi evliliğe diye? tabi çok iyiyim , mutluyum diyorum.. g...

Peçete Katlama Teknikleri

bir kadını en mutlu eden şeylerden birisi de yaptığı yemeklerin beğenilmesidir.. mesela ben, yemeğe başladığımızda eşimin suratına bakarım hemen :) ifadesinden ya da iştahla yemesinden -heh beğendi, diye bir ohh çeker devam ederim yemeğe :) yemeklerden ziyade sofranın cicili bicili süslenmesi de o yemeklerin iştahla yenmesine yardımcı oluyor bence.. illaki pahalı runner, amerikan servisi alacaksınız diye bir şey yok.. elinizde olan malzemeler ve çiçeklerle de sofranızı renklendirebilirsiniz.. genelde kağıt peçete kullanıyorum ben,  kağıt olsun kumaş olsun basit hareketlerle peçetelere değişik şekiller verebiliyoruz.. en azından bu posttan sonra ben daha çok özen göstereceğim :) işte bir kaç peçete katlama tekniği.. hangisi kolayınıza gelirse artık.. *fotoğraflar alıntıdır: pintereset.com

yıldönümü hikayesi

1. evlilik yıldönümü, bunu yazarken bile şoklar geçiriyorum zamanın bu kadar çabuk geçtiğine inanamıyorum.. 2 ağustosta bir yılımızı doldurduk.. bana evli misin diye soranlara -evet yeni evliyim diyordum , bir yıl dolmuş artık neyine yeni diyorsam.. ilk yılın heyecanından mı, mutluluktan mı, birbirine alışma çilesinden mi neden bu kadar çabuk geçti anlamadım.. bir senede tecrübe ettim ki ne kadar uzun sevgililik yaşarsan yaşa, aynı eve girmedikçe ben onu çok iyi tanıyorum deme ^^ bazı huyları seni sinir ederken bazı çok güzel huylarına şaşa kalıp bayılabiliyorsun.. sevgiliyken aman kavga anında ağzımı tutayım dediklerini evlendikten sonra daha rahat söyleyebiliyorsun :) bunun sebebi ne olursa olsun zaten karı-kocayız beni terk edemez duygusu olabilir :D her kavga sonrası barışma çabaları ise tadından yenmez güzel bir olay.. evlilikteki kadın erkek iş dağılımının adaletsizliğine takıyorsun bazen kafayı.. yemek, çamaşır, ütü, temizlik, alışveriş kadının asli görevi...