Ana içeriğe atla

Kayıtlar

istanbulun havası etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi. Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını. Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin iç...

küçük şehir mi büyük şehir mi ?

Ben Trabzonda büyüdüm , bizim oralarda trafik felan olmaz, ulaşımda çok kolaydır. otobüsten çok dolmuş kullanırız ve dolmuşta ayakta yolcu gitmez herkesin bir yeri olur. genç şoföre denk gelmişseniz hele 10 dakkalık yol 5 dakkaya düşer.. heyecanlı , atraksiyonlu, bol Trabzonspor muhabbetine tanık olunan seyahatler edersiniz. yapı itibari ile yüksek sesle konuşan heyecanlı bi o kadar da şiveli insanlarımız vardır. bazen aman trabzon erkekleri de ne kaba höt höt derler, deriz.. ama o kaba dediğiniz hiç bir erkek, tıklım tepiş otobüste dolmuşta terbiyesizlik yapmaz. gerekirse binmez o otobüse ama milletin karısına kızına rahatsız edecek derecede yaklaşmaz. yaşlısına saygı gösterir, hamilesine saygı gösterir.. İstanbulda 4. yılımdayım ve geçenlerde mecburiyetten metrobüsü kullanmak zorunda kaldım ! insanlık ayıbı nerde yaşanıyor derseniz o gün gördüm nerde yaşandığını derim. önümde insanlar vardı arkalarında bekledim, bir geldi yok iki geldi yok bir kişi bile bin...

geçiş mevsimleri

İstanbulda havalar kafayı yedi şu sıralar.. sabah yağışlı, öğleye doğru güneşli akşam üstü de buz kesiyor.. güneş gözlüğü bir elimde montum diğerinde açık babetlerimle kalıveriyorum ortada.. geçiş mevsimleri ergenlik çağını yaşayan, duyguları gayet değişken ergen gibi.. selam vermeyin, güneş çıkınca sevinmeyin, neyin var senin hiç demeyin, az kaldı geçicek...