Ana içeriğe atla

Kayıtlar

günlük etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

bir iki sevindirici haber ;)

güneşli sıcacık mis gibi yazdan kalma havalarla istanbuldan selamlar arkadaşlar :) bi sıcak bi soğuk dengemiz şaşırsa da güneşi görünce herkesin yüzü gülmeye başladı buralarda.. metrobüs bile daha sevimli gelmeye başladı gözüme :) geçtiğimiz hafta miikemmel güzel bir haftaydı benim için.. annem geldi ve günlerin nasıl geçtiğini anlamadım.. bir hafta su gibi geçti.. annem sağolsun on kiloluk valizi 35 kiloya kadar doldurmuş da gelmiş :D trabzon tereyağsı, dondurulmuş balık, lahana, fındık, kaymak, fasülye, peynir.. tıka basa dolu valizden minik bir çanta çıktı, meğer iki parça kıyafet koymuş kendine :D anneler candır ya can.. eşimle beklediğimden güzel anlaşmaları beni çok mutlu etti :) annemin bütün hafta yüzü güldü, evin heryerinde dualar okuyarak gezdi.. şuan değişik bir dönem bizim ailemiz için.. iki kız evlendik evden çıktık, babam gemide çalışmaya başladı ve uzun yola gitti.. annecim yalnız kaldı biraz.. Allahtan kız kardeşim anneme yakın oturuyor da sık sık görüş...

Bir bardak çayın hikayesi..

Kaynana alt demlik gibidir, kaynadıkça fokurdar durur... Gelin üst demlik gibidir, alt demlik kaynadıkça yukarda demlenir durur.. Damat çay bardağı gibidir, biraz kaynana doldurur biraz gelin.. Kaynata çay tabağı gibidir, dökülenleri toplar.. Görümce çay kaşığı gibidir, ara sıra gelir karıştırır gider.. Çocuklar ise şeker gibidir, çayın tadına tat katar, yüzleri gülümsetir.. Kısaca bir bardak çay aile demektir :) *** Karadenizde anlatılan meşhur  hikayeyi bilmeyen yoktur sanırım.. çocukken hayranlıkla dinlerdim çok hoşuma giderdi.. bilmiyorum ne kadar doğru ne kadar yanlış ama şuanda benim için pek geçerli değil bu hikaye.. eskidendi böyle kaynana gelin muhabbetleri.. gelin aldık demek temizlikçi aldık demekti, gelin aldık demek aşçı aldık demekti, gelin aldık demek hizmetçi aldık demekti yalan mı? eski gelinleri az oturup dinleyin hiç biri güzel şeyler anlatmıyor.. ara sıra bana soruyorlar nasıl alışabildin mi evliliğe diye? tabi çok iyiyim , mutluyum diyorum.. g...

afedersiniz ama bi gidin ya..

bu bir keşke, bu bir veryansın, bu bir iç döküş, bu biiirrr rahatlama yazısı olsun... bütün akrabalarım, çevrem blog yazdığımı bilmeden önce daha rahat blog yazıyormuşum bunu anladım.. doğal olarak blogcular yaşadıkları olayları burada paylaşarak bir nebze rahatlıyorlar.. yani buraya şunu yazarsam bu alınır diye düşünmek yoktu eskiden, şimdi ise var! düğünümden sonra tebrik mesajlarının yanında ilginç mesajlar da aldım .. boş vakitlerimde arkadaşlarıma sms atıp düğün tarihimi söylemiştim.. ulaşabildiklerime de elden davetiyelerini vermiştim.. onlardan bazıları düğünüme katılamamış, neden çünkü unutmuşlar.. meğer çok erken haber vermişim, neden düğünden bir gün önce hatırlatma mesajı atmamışım! bazısı verdiğim davetiyenin sadece çiçeğine bakıp kapatmış, düğün gündüz müydü ben gece sanıyordum neden tekrar tekrar söylememişim.. bazısı neden kuaföre giderken bize de haber vermedin.. bazısı ve bu en komiği.... evlendikten bir ay sonra düğünüme gelemeyen bir akrabam faceb...

angry girl!

bazı insanların ağzına kürekle vurmak serbest olsa mesela.. dengesiz müşteriye, sorumsuz aile üyelerine,nankör arkadaşlara,açgözlü hep banacı insanlara mesela.. bakmayın yumuşak göründüğüme karadeniz suyu içmiş herkesten ufak tırsmak lazım nerde parlayacağı belli olmaz onların.. çakmak gibi yanar söneriz bazen.. bir kaç sinirimi bozan durum var, susma hakkımı kullandığım durumlar.. bir konuşursam acı konuşucam diye susuyorum.. ki anlasın hatasını.. *** unutmadan, iki gündür bloglarda izleyicilerimiz kaybolmuştu bilmem farkettiniz mi.. ne kadar üzüldüm anlatamam, bu işe bir çare olmalı derken kitap evinin  bu yazısıyla   çözülüyor problem dedi Seyhan ablam  .. nasıl mutlu oldum anlatamam.. izleyicisiz blog olur mu hiç :( sizsiz buralar çekilmez blogdaşlarım ^^

rutine bindik iyi mi..

kişisel blog yazmanın zaman zaman avantajları oluyor, mesela ne yazsam diye düşünmüyorsunuz çoğu zaman, gün içerisinde yaşadığın olayları , kızdığın insanları , mutlu olduğun anları yazabiliyorsun.. bir taraftan da herkesin seni bilmesi okuması onlarla yaşadığım olayları yazmama engel oluyor.. hani bazen keşke diyorum no name yazsaydım da içimi istediğim gibi döküp rahatlasaydım.. şuan çok doluyum , anlatacaklar çok fazla ama on bin filtreden geçirerek yazsam ancak rahat ederim bu durumda.. neyse kısaca özet geçeyim yeni mezun ve yeni işe başlamış benim rutinimi.. işim çok ağır değil, zaten iş yapmaktan yorulmam ben, bir laf, bir hareket , bir sinir bozucu tavır çileden çıkarır beni.. dövülmüşüm de yorulmuşum gibi olurum , huzursuz eden olaylar karşısında.. o yüzden işimi seviyorum ama ara ara yaşadığım olaylar iş hevesimi çok fena kırıyor.. daha yeniyim , demek ki normal böyle şeyler diye diye sabrediyorum o kadar.. bu arada dershanem açıldı hafta içi üç gün saat 6'...

dünya için küçük benim için büyük bir adım :)

"Bir Tek Akıla Nazar DeĞmezmiş! Çünkü Kimse Kimsenin Aklını Beğenmezmiş."  twitterda gördüm bu sözü pek sevdim pek hoşuma gitti neden mi çünkü son aylarda hayatımdaki büyük değişiklikleri ve karşılaştığım sorunları özetliyordu bu cümle.. şöyle ki üniversite hayatımı bitirip Trabzona döndüğüm ramazan ayının ilk günü başımı kapatmaya karar verdim. daha doğrusu bu düşünce aylardır aklımdaydı da okulun bitmesini beklemek istedim. Lise zamanlarımda da okul dışında başımı kapatmıştım ama tam anlamıyla , dört dörtlük müslüman gibi herşeyime dikkat edemiyordum. üniversiteye başlayınca da dersten çıkınca kapat girince aç sistemi hiç hoşuma gitmedi ve üniversitede kapatmadım başımı.. okulum bitsin tamamen kapatırım diye de bir bahane buldum kendime diyelim ve 4 yılım böyle geçti.. 4 yılda yaşadığım hayat tecrübesinin haddi hesabı yok tabi.. kendi adıma çok büyük işler başardım.. ama hayat akıp da zaman su gibi geçtikçe değmez dünya hayatı zaten bomboş gel okul bit...

İstanbul'dan haberler :)

İnternet bulduğum anda bloga yazmak istiyorum hemen. Bursa'dan İstanbul'a geçtim uçağım burdan kalkacak çünkü. Öğrenciyken kaldığım evde kalıyorum bir iki gün. Bilmeyenler için tekrar hatırlatayım üniversite hayatım boyunca bir akrabamızın evinde kalmıştım. Evde düzenli kalan sadece bendim gelen giden akrabalarımız olurdu sık sık. En son bütün valizlerimi toplayıp apar topar gitmiştim burdan Ramazan gelmeden. Tekrar gelmek ne zaman kısmet olur diyordum hep oldu bile :)) Özlemişim çokça hem sakinliği hem özgürlüğü hem yanlızlığı. İstanbul ilginç bir şehir , hem kızıyorsunuz hem seviyorsunuz. İki şehir arasında bu kadar kalacağımı tahmin etmezdim. Trabzon'u da seviyorum orası benim evim yerim yurdum.. Ailem sevdiklerim orda en başta ama İstanbulda da sevdiklerim var artık hem de gelecek planı kurduğum önemli bir sevdiğim var :) oraya gitsem bu tarafı özlüyorum buraya gelsem ailemi özlüyorum. Ama önümdeki 1 yılın planını çizdim bile. Trabzon'da KPSS kursuna yazıldım biliyo...

Bilgisayar öğretmeni ilk hasılatını kazandı :)

Öncelikle gelin şunda anlaşalım sevgili okurlarım, bilgisayar öğretmeni demek bilgisayar tamircisi değildir, yazılım uzmanı değildir, facebookda resim paylaşamıyorum bi çözer misinci değildir, en önemlisi de HAcKER değildir :) ama yok ben kime bilgisayar bölümünde okuyorum desem bana, ya merve ya bizim çocuk bilgisayarın şurasına bastı bozuldu şuna bi el atsana, ablacım facebookta fotoğraflarımı arkadaşlarım göremiyormuş bi düzeltsene, kız merve internette çok güzel dantel örnekleri varmış bana onlardan aç bulsana , kızım komşunun wireless şifresini kırsana gibi isteklerle geliyorlar :) ha bir de yapamazsanız da sen ne biçim öğretmensin oluyorsun, ben bunu okulda görmedim hiç diyemiyorsun, yok efendim doktor hastasına ben bu hastalığı bilmiyorum sizi iyileştiremem der miymiş :) her neyse ailemizdekilere elimizden geldiği kadar yardım ediyorum  ben size istanbulda sürekli gittiğim terzimden bahsedeceğim. küçük bir terzi dükkanı olan abimiz malatyalı ve baya bilgili bir i...

i miss you my home

ilerde sahibi olacağım evim,  sana sesleniyorum.. seni şimdiden hayal etmeye başladım ve  bir odanda bu resme benzer,  kahvemi yudumlayacağım, dinleneceğim, keyif yapacağım bir köşen olacak. burada çocukların sınav kağıtlarını okurken, bir yandan da haftasonu nereye gezmeye gitsem diye plan yapacağım :) evet hiç acımayacağım hepsini yapacağım, bu sınav haftalarının acısı fena çıkaracağım ..

acıyor acıyor acıyor her yolu denedim bitmiyor :)

ağzına sağlık gökselim ne güzel yazmış da okuyorsun.. kar tatilinde köyde olan gençlerin dramını anlatıyor sanki :) evet biri de bendim efendim, bir ay yat kalk geçti ve ben acaip bir çalışma aşkıyla geri döndüm.. öğrenciyiz memleketten uzaktayız ama bizimde bir düzenimiz varmış meğersem, bi afallıyoruz okul tatile girince yahu.. yarın dönecekmişsin gibi valizi boşaltamıyorsun,internet de yoksa bütün gündüz kuşağı programlarına abone oluyorsun, akrabaları ziyaret iki hoş beş, kar yağdı yollar kapandı, elektrikler gitti, sobanın dibinden ayrılma, kumanda kavgası yap derken , insanın içi çalışma aşkıyla doluyor dönüşe hayaller kuruyor bissürü.. yepyeni bir döneme daha başlıyoruz bakalım hakkımızda hayırlısı.. önceden öğrenciliğin de bir adabı heyecanı cazibesi vardı be kardeşim.. karne alırdık öğretmenimizin elinden mesela, pazartesi sendromları yaşardık erken kalkıcaz diye.. şimdi böyle şeyler de kalmadı yani yarın ki ders öğleden sonra pazar geceleri upuzun :) bismillah diye...

Bezmişlik halidir

sıvı sabunun lavaboya dökülen kısmının, eline dökülen kısmından çok olmasıdır. bugünün, dünden ve yarından farklı olmayacağını bilerek yaşamak.. (u)mutsuzluğun içinde saklı zaten.. yılın ilk karı yağarken uyuyor olmak, sebebidir. gizlenebilen lakin ertelenemeyen ruh hali. görmezden gelerek başetmesi mümkün olsa da, belli etmemesi neredeyse imkansız olan bir duygu. çalışalım, çalışınca unutuyor insan bir süreliğine. makarna suyunu tencerenin kapağıyla süzerken bütün makarnanın lavoboya dökülmesidir. bir tür farkındalık halidir. çok fazla sorgulamayınız yani..

Trabzon yolcusu kalmasın..

maçka yollari taşli geliyor kalem kaşlı, ahey ahey aheyyy.. bi karadenizliye de yakışan bi giriş oldu bu be , ahey kısmı hariç tabiki :) ahh ahh ne bitmez çilesi vardır bu öğrencilerin kardeşim.. ömrümüzü yedi bu sınavlar ömrümüzü.. evet bu bir tatil postudur, daha doğrusu tüm derslerini vermiş , üstünden büyük bir yük kalkmış bir gencin yani benim tatil öncesi son postumdur.. sonunda Php açıklandı, büte kalmadan geçmişim dün gece sevinçten uyuyamadım, erkenden evime gidesim vardı çünkü..bir ay tatil yapıcam, ohh bu kış gününde iyi oldu bu yatış işi.. valizimi toplamaya başladım ama bir haftadır durmadan alışveriş yaptığım için 6 çift ayakkabıyı nasıl nereye sığdıracağım bilmiyorum :( yanlış anlaşılmasın çoğu hediyedir ve büyük indirimlerden alınmıştır..haberi olmayanlara duyduk duymadık demeyin İstanbul İndirim zamanı başlamıştır diye haykırmak istiyorum.. acaip uygunlukta kaliteli ciciler, pabuçlar alabilirsiniz.. gel gelelim uçak bileti fiyatlarına.. anlamadım arkadaş herkes m...

Hindistan'dan gelen 4 kural

İlk kural : “ Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretir.” İkinci kural : “ Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. "Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı" gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir.” Üçüncü kural : “ İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.” Dördüncü kural: “ Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir....

Geri döndüm

merhaba dünya ya da Muhittin'in dediği gibi ne yaptın müdür :) bir süredir yurt dışındaydım, soğuklar bastırınca şöyle uçağa atlayıp güneylere sıcaklara kaçayım demiştim de... şaka be şaka ne güneyi ne sıcağı her öğrencinin senede bir kaç kez yaşadığı özel günlerdeydik malum final haftaları yani ;) final haftalarını üç bölüme ayırıyorum ben..  kısaca F.Ö(finalden önce), F.H(final haftası),F.S(finalden sonra) Final öncesinde ne mi oluyo... önce sınav kritiği yapıyorum :) ilk hafta hangi sınavlar varmış, hımm iyi bütün zor sınavlar ilk hafta yani bunları atlatırsak rahatız, en zoru php ona bir iki gün önceden çalışmaya başlamak gerek diğerlerine akşamdan bir iki saat baksam yeter! final haftası evden de çıkamayacağım önce alışverişe çıkıp dolabı doldurayım..çikolata, cips, pisküüt abur cubur zihin açar :) henüz çalışmaya oturamadım, zaten bilim adamları da söylüyor herşey o masanın başına oturana kadar, oturunca tamam çalışmaya başlarsın zaten.. ama ayağım gitmiyor ne masaya ne...

Darlandım!

yapman gerekeni yapamazsın, için içene sığmaz: darlanırsın. nerde alakasız iş var atlarsın sapık gibi aradığını bulamazsın : darlanırsın. aklın olması gereken yerde değildir, aklın nerdedir bilmezsin bile: darlanırsın. çıkarsın amaçsız öylesine yürürsün, üşürsün ıh ıh yine : darlanırsın. nedir bu darlanmak lan! sıkılmanın bir level üstü mü? karadenizde kullanılan "uy darlandım daa!" mı? bir yerlerimize rahat batması mı? niye bu ruh hali içinde olduğunu bilememek mi? onu bunu bilemeyeceğim de  şuan kendimi çöpe atmak istiyorum, o kadar ki darlandım.. bu halimden nefret ediyorum,ne istediğimi bilmiyorum, neden sıkıldım ben bu kadar, hem de durup dururken! hayır sınav haftası bile değil, ben kendimi final haftasına saklıyordum, töbe ya :S film izlemek istemiyorum, tv izlemek istemiyorum, dışarı çıkmak istemiyorum, eğlenmek istemiyorum! uyumak istemiyorum, zaten gece kötü rüya gördüm! bişey beni boğmaya çalışıyordu, pislik başkasını bulamadı boğacak! ne yaptım ben ...

Kova kızıyım ben

Haftalık Kova burcu ruh halimi arz ederim: Dört gün olan tatili memleket sevdasına on güne çıkarmanın verdiği rehaveti bir süre üstünüzden atamayacaksınız.. hele iyi beklediğiniz vizelerinizin sonuçlarını Daha Çok Beklersiniz diyerek geçiştirmek istiyorum.. Özlemeyi seviyorsunuz ama o da bi yere kadar modundasınız.. Sağlığınız pek yerinde anneniz fırsattan istifade iyi beslemiş sizi.. Para konularında bu aralar cebiniz rahatlasa da yakında ödeyeceğiniz faturalar iliğinizi kurutacak gibi görünüyo.. 24 saat internet kullanıcısı olan sana mı kalmış sınırsız interneti kotalı yapmak! oh olsun. Ayy içim darlandı yeminle deme bunlar gelir geçer önemli olan her zaman ilk önce okuduğunuz aşk yorumu dimi ama.. yolunda giden en önemli şey yolunda çok şükür.. seviyorsunuz , seviliyorsunuz..özlüyorsunuz bir o kadar da özleniyorsunuz.. sanırım bundan sonraki tüm aşk yorumlarınızda da sürekli iyileşen bi aşk hayatı yazmaya devam edeceğiz; çok sıkıcısınız insana şöyle egzantrik yorumlar yazdırmıyors...

kendimi temize çekiyorum

 Uçakta bi dergide okudum bu cümleyi.. kendinizi temize çekin yazıyordu, oradaki mesaj doğayla başbaşa bir tatil yapındı ama ben yeni bir döneme başlamak gibi düşünmek istedim.. böylesi daha çok hoşuma gitti.. Nihayetinde evimdeyim ! koltuğumda yorgunluktan bitkin düşmüş halde öyle bir geçer zaman ki izliyorum.. ne büyük mutluluk =) rutin hayatımı özledim, gezmek, oradan oraya uçmak istemiyorum bir süre.. Kurban bayramına kadar kullanacağım tek aracın okuluma ulaşmamı sağlayan tramvayların olmasını ümit ediyorum.artık 3. sınıfım, yarısı bitti bile üniversite hayatımın, ben çoğu şeyi fark bile edememişken.. yeni defterler aldım bugün, çok seviyorum kırtasiye alışverişlerini, ilk okul zamanları gereğinden fazla yaptığımız alışverişlerim geliyor aklıma, kalemler , defterler ömrüm boyunca da çıkmayacak hayatımdan sanırım.. öğrenci defterleri, öğretmen defterleri olacak sadece..

tatile 5 kala . .

insanın hayattan elini eteğini çekmesine neden olan olay... tam anlamıyla öyle olmasa da galiba biraz çektim ! şuanda başka bir yerde başka biriyle olmak hiç de fena olmazdı .. insanın abuk subuk yerlerinde sivilceler çıkartabilen olay.. eskisine nazaran daha az çıktı bu sefer hayırdır inş :) abuk sabuklaşan yemek düzeni ve abuk davranışlar sergilenmasine sebep olan olay...yemek düzenim çoktan tatile çıktı da abuk sabuk davranmanın daha başındayım :) bir gün öncesinde çalışmamak için insana normalde hiç yapmadığı şeyleri yaptırtan olay.. benim de bir alışkanlığım oldu sınav gecesi biraz okey oynamak, ama bu sefer unutmuşum :) finaller bitse de uyusak, ya da uyusak da finaller bitse... diyerek gün saydığımız sevimsiz etkinlik silsilesi FİNALLER...  bilgisayarın başında ders çalışılmıyor, kod yazılmıyo, trigger , procedure hiç hiç ezberlenemiyo :) bitsin bu sınavlar ve ben de rahaatt rahatt yolculuğuma çıkayım, gezeyim, göreyim, öğreneyim ve özleyerek ger...

İNSAN !

Hevesleri, beklentileri, erteledikleri, kursağında kalmış kelimeleri, kaçırılmış bakışları, gizledikleri, bitirilmemiş mektupları, susuşları ve istemsiz veda edişleriyle tamamlanmamış bir cümled ir İNSAN ...

Artık ayrı enstrümanlara akort olmayı bırakıp, birlikte bir senfoni yaratmamızın zamanı geldi

Günler geçiyor, aylar, yıllar...büyüyoruz , hem fiziken hem ruhen değişiyoruz..dün güldüğümüze bugün tepki vermiyor, dün saçma bulduğumuzu bugün ciddiye alabiliyoruz, hayatta olmaz , bunu yapmam etmem dediklerimizi yapar hale gelebiliyoruz , dün burun kıvırdığımızın bugün peşinden gidebiliyor , dün aklını beğenmediğimizin bugün  ağzının içine bakabiliyoruz...Ömür boyunca da böyle olacak bu durum , yapmak istediklerimizi erteledikçe dur şu da olsun öyle başlarım, yok şu kadar zaman geçsin o zaman yaparım dedikçe değişimler içinde hayattın farkına varmadan tüketeceğiz ömrümüzü...